28 Ocak 2015 Çarşamba

Hoşgeldin 2015 : Viyana'da yeniyılı karşıladık

Bu sene bir değişiklik yaparak, çok da uzun zamandır merak ettiğim Viyana şehrini yılbaşı zamanı görelim istedik. Yılbaşı zamanı  renkli renkli süslenen caddeler, çok merak ettiğim Noel pazarlarının küçük bir bölümünün açık olması, insanların yeniyıla girerken içlerindeki o coşku görülmeye değerdi, fakat öyle bir soğuk vardı ki kışın Avrupa'ya gitmeyi artık iki kere düşüneceğiz gibime geliyor:) Biz Adana'da 16 derecede iken -5 dereceye düşmek dengemizi biraz bozdu diyebilirim, hatta malesef fotoğraflarda sürekli atkı bere kullandığımızdan yüzümüz pek görünmedi.

Yine de tatil, yeni yer keşfi beni mutlu etti, özellikle bu gezimizde ben Viyana'yı çok beğendim. 2 gününmüzü de Budapeşte'de geçirdik, orasıda şehir ve tarih olarak harikaydı ama Budapeşte'de insanlara olan güvensizlik beni irite etti.

Viyana havaalanının ismi  Schwechat, indiğimizde çok beklemeden pasaport işlemlerimizi hallettik, şehir merkezine 5 kişi olduğumuz için taksi ile gitmek daha mantıklı olacaktı 60 Euro'ya 25 dakika içinde otelimizdeydik.

Viyana'da metro ağı çok gelişmiş ve kolay erişilebilirdi, biz günlük kart alıp rahatça gezdik, ama kesinlikle bilet sorulmuyor yine de böyle bir risk almaya değmez, biletimiz cebimizde kendimize güvenerek heryere gittik:)


İlk durağımız Stephansplatz'dı, zaten eski şehrin kalbi orası. Her binası süslenmiş sokaklar, insan seliydi yeniyıl günü. Yine meydandan yürüyerek ünlü mağazaların olduğu Kohlmark'ta geçiş çok kolay. Başka bloglarda okuduğum "her sokakta Mozart görürsünüz"ibaresini, malesef üzülerek söylüyorum ki 1 tane bile göremedik :)

Biraz sokaklarda yürüyüp, Veba heykelinin önünden geçtikten sonra ünlü pastane Demel'e uğradık, gerçekten de ün yapmış merdivenlerde bile sıra vardı, biz de baktık ki çok bekleyeceğiz Apfel Strudel'i elimize alıp çıktık, ben elmalı pasta sevdiğim için bu tadı beğendim, tavsiye edebilirim.



Akşam yemeğimiz için Rathaus ( Belediye) yakınında Centimeter'den yer ayırtmıştık, içerisi gerçekten sıcak mobilyalarla döşenmiş hoş bir yerdi, özellikle içtiğimiz patates çorbası enfesti, zaten o soğukta herkesin çorba içmesi şarttı:) Patates çorbamızın tabağı ekmekten yapılmış, birde üstüne yine ekmek kapakla kapalı gelmişti, aslında şinitzel için gitmiştik ama masada en az rağbet gören şinitzel oldu:)
Centimeter Brote ise kaşar ve rokfor peynirle hazırlanmış güzel bir tat oldu, Centimeter Rathaus'a giderseniz menü olarak bunları tavsiye ederim. Birde şinitzeli iki kişi birden söyleyin, porsiyon o kadar büyük geliyor ki 1 kişinin bitirmesi çok zor.



Viyana eski şehir birbirine çok yakın olduğundan , Stephanplatz'dan Rathaus'a yürüyerek geldik, yolda gördüğümüz binalar mimari eser olarak çok ayrıntılı yapılmışlar, her köşesinde ayrı bir detay... Kendi şehrimizde ki belediye binalarını düşününce buradakilerin saray olduğunu söyleyebilirim.


Biz Opera izleyemedik malesef aslında 1 Ocak günü tüm dünyada naklen yayınlanan Yeniyıl korosu vardı, fakat biz o gün Budapeşte'ye gittiğimizden ötürü dinleyemedik.

Yeniyıl gecesi Stephansdom ve Rathaus meydanında standlar kurulmuş, müzikli eğlenceler için konser alanı hazırlanmıştı, biz Rathaus meydanında girmeye karar verdik, bir bölümü açık kalmış olan Noel pazarlarından ufak tefek şeyler aldık, sonrasında ise Cafe Landtmann'da yine pastalarla kendimizi şımarttık. Arada Vals yapan eğitmenler çıkıp tüm halkı dansa davet ediyorlardı, vals yaparak yeniyıla girmek şans getirirmiş bu ülkede, bizde birkaç figür yaptık tabi.. Eskiden düzenlenen balolar Arsitokrat ve bazı meslek gruplarına özelmiş, şimdilerde ise herkes balolara katılıp Vals yapabiliyormuş. Tam 00.00 ise sanırım 1 saat süren havai fişek gösteri başlamış oldu. Dışarıda kar içeride hoş bir müzik ve sıcak sohbetle yeniyılı karşılamış olduk. Zaten 1 saat içindede meydan dağılmaya başladı.



Belediye binası- Rathaus Meydanı ışıl ışıl
Noel pazarları harikaydı, bu küçük mantar bardakları hatıra olarak aldık.


Diğer günümüzde ise Hoffburg sarayının bahçesini, Sisi'nin özel gümüş koleksiyonu ve Kaiserappartements'i gezdik. Masa dizaynları, kullanılan şamdan, tabak takımı, çatal-bıçak takımları o kadar zarif ve zevkliydi ki şu an bile masalara yerleştirilse herkesin beğenisi toplayacak ölçüdeydi, çok çok çok beğendim.  Saraya ilk girdiğimizde solumuzda İspanyol binicilik okulu 80 dakikalık At gösterisi yapıyor sağda ise Sisi müzesi ve hediyelik eşya dükkanları bulunuyor. Sarayın bahçesinde faytonla gezmek de mümkün.

Çok fotoğraf çektim burada çok , çünkü çok beğendim, bu kadarını ekleyebiliyorum.
Pasta kalıpları o zamanlar için biraz çok çeşitli değil mi?

Sarayadan çıkıp biraz ilerledikten sonra Museum Quartier ile müzeler bölgesi karşılıyor bizi, karşılıklı binalar yine o kadar güzel görünüyor ki gözüme, bu milletin atalarına aferin deyip, ayakta alkışlıyorum. Bir ülkeye yapılabilecek en güzel yatırımı yapmışlar, yıllar yıllar sonra bile beğenilen yapılar.

Viyana'da cumartesi gecemizi biraz yağmurlu biraz da sakin geçirdik, sokaklar bomboştu, mağazalar 6 'da kapandığı için havada soğuk olduğundan sanırım kimsecikler dışarı çıkmamıştı. Sokakta duyduğum konuşmalardan olan azıcık insanında Türk turistler olduğunu gördük:) Bizler her anımızı doldurmaya çalışıyoruz sanırım ..

Uçağa bineceğimiz gün ise Hundertwasserhaus'u görmek için 1 numaralı tramvaya binerek Hetzgasse durağında indik, iki durak arasında bulunan asimetrik ev ilginç bir yapıya sahipti, hiçbir köşesi olmayan her yanı yuvarlanmış bu ev bana Barcelona'daki Gaudi eserlerini hatırlattı.

Viyana gitmişken oğluma söz verdiğim arabalı çikolatlardan bol miktarda aldım, zaten girdiğimiz butik çikolatacı'da (Mariahilfer caddesinin üzerinde) o kadar çok çeşit vardı ki ben baya stok yaptım Beyaz için, motorsiklet, araba, kamyon, Porsche model araba gibi çikolatalar aldık, ara ara veriyorum her yemesinde önce masa üzerinde arabasını sürüyor sonra yiyor.
                                   
             Viyana'ya giderseniz bu çikolatacıyı bulun, üzülmezsiniz, çocuklarınızda çok mutlu olur.

Cafe Central  1876'dan beri hizmet veren içerisi de zaten eski zamanların havasını yansıtan bir cafe, isterseniz yemek isterseniz tatlı yiyebiliyorsunuz. Girişte sizinle ilgilenecek olan garson ne yiyeceğinizi sorup öyle oturmanızı sağlıyor. Biz hakkımızı tatlıdan kullandık, güzeldi Apfel Strudel'in farklı bir sunumunu görmüş olduk, gitmek isterseniz Herrengasse caddesinin başında, bizim de otelimizin 2 dk uzaklığındaydı. Cafeyi tadının dışında populer yapanlar ise Freud, Kafka gibi zamanının ünlü insanları...

Otel önerisi olarak;

Best Western Plus Hotel Das Tigra, 1. Viyana bölgesinde sakin bir sokakta ama 3 dakika içinde eski Viyana bölgesinde buluyorsunuz kendinizi. Kahvaltı olarak da çok başarılıydı, çeşit çeşit peynir, zeytin, domates, reçeller , yumurta gibi çeşitler avrupa otelleri için alışık olmadığımız zenginlikteydi.


İyi gezmeler...

4 yorum:

  1. Merhaba, sosyalmedyakafe'nin blog kesif etkinliginde gördüm sizi, tanıştığımıza sevindim...
    Sizi takibe aldım görüşmek üzere...
    http://gelincikzamanlari.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  2. canım harika bir gezi ve fotograflar

    YanıtlaSil