12 Kasım 2014 Çarşamba

Gaziantep macerası

Havalar daha soğumamışken, güneş bizi bırakmamışken dedikmi bir pazarı Gaziantep'te geçirelim. Bunu dediğim saat cumartesi geç saatler olunca ufak bir araştırma için de çok fazla zamanım yoktu.

Plan olarak çok da birşey yapamayız diye düşündüm, çünkü Adana-Antep arası 2 saat, birde dönüş ve benim planlamadığım Burak'ın izleyeceği maç olunca Gaziantep Hayvanat Bahçesini gezip güzel de bir yemek yiyip Adana'ya döndük.
                       


Hayvanat bahçesi şehrin batısında kalıyor, Adana'dan gelirken Kilis yoluna giriyorsunuz ve yollar sizi yönlendiriyor. Arada tabela olmayan kısımlarda var, bunun içinde yoldan geçen insanlardan yardım almak şart, çünkü Antep şehir içi yolları çok karışık. Adana bu konuda harika diyebilirim.

Gelelim hayvanat bahçesine, biz daha girmeden giriş kapısının üzerindeki heykel hayvanlar oğlumun çok dikkatini çekti, buna çok mutlu oldum çünkü içeride daha neler var neler diye düşündüm.







İlk olarak Pelikanları gördük, giriş kapısının yakınında ortada bir park içindeydiler. Bu hayvanat bahçesinin özelliği , hayvanları küçücük daracık yerlerde tutmamaları, pelikanlarda öyleydi, insanlarla küçük bir demir parçası ile ayrılıyorlardı. Bizde onları beslemek istedik, iyi mi yaptık kötü mü yaptık bilemiyorum. Çünkü küçücük ekmek parçası attıktan sonra tekrar pelikanları beslerim diye ekmek alayım dedim ve arkamı döndüm. İşte o sırada gagası ile beni tutmaya çalışan pelikanın saldırısına uğradım:)  Bu anı da kamera ile yakalayarak ölümsüzleştirdik. O sırada ilk etapta çığlık attığım için Beyazcık korktu, haklı tabi çocuk, sonrasında çok güldük ama...
video

Sonrasında yırtıcılar, ki benimde sevdiğim hayvanlardır. Aslan,kaplan,jaguar,panter,vaşak... Bunlar da kükrediğinde pek içacı sesler çıkarmıyorlar tabiki... Yaşam alanları gerçekten geniş, elbetteki doğal yaşam gibi olamaz ama yine de şanslılar.

Kanguru, benim bildiğim kangurulardan çok farklı geldi gözüme. Farenin büyüğü gibiydiler, normalde daha büyük bekliyordum, çeşit çeşitlermiş. Avusturalyada olanlar dev kangurular olarak geçiyormuş. Pek de şirin gelmediler gözüme...

Zürafa, zebra bunlarıda severim, ne değişik hayvanlardır bunlarda. Zebranın derisindeki o çizgiler özellikle o kadar muntazamki, hayranlıkla bakmamak elde değil.

Filler, dev hayvanlar, zeki hayvanlar. Hem de muhteşem hayvanlar... Evimin her köşesinde varlar, Tayland tatilimiz sırasında file binmiştik, ufak bir gezinti yapmıştık, biraz heyecanlıydı benim için çünkü fil kendi yolunda yürüyor, isterse su içiyor isterse hızlı gidiyor siz onun üstünde oturuyorsunuz ve tabiki sallanıyorsunuz:)  Yine de böyle bir fırsatla karşılaşırsanız mutlaka binin derim.


Filler bize şans getirsin.


Fok gösrerisi saat 14.30 'da Fok Evinde yapılıyor, sürekli anons ediliyor. Biz biraz geç kaldık gösteriye, bu ayrıca ücretliymiş. Tam saatinde girmek gerekiyor sonrasında kapılarını kapatıyorlar çünkü, biz giremedik dolayısıyla.

Bu fotoğrafta deve çok hoşuma gitti, oda annem ve Beyaz'ın yanında poz veriyor. 

Canım arkadaşım ailemizin veterineri Ebru, bize Antep gezimizde eşlik etti.
Boz geyiklerin önündeyiz.

Açık havada zaman geçirilirde acıkmaz mı insan? Bizde acıktık tabiki, Sahan restoranta gidelim dedik, biraz zor bulduk açıkçası çünkü şehrin o kısımları çok karışık. Sahan'a girdik, içeride tek biz varız!!! Bu da soru işareti yarattı aslında ama garsonların açıklamaları sabah burada kahvaltı vardı, akşamda çok dolu oluyor, şeklinde oldu.

Bebek sandalyesindeki orjinallik menülerde de vardı, kırmızı kadife içindeki yemekler gayet başarılıydı. Restorantın içi de bu şekilde görünüyor. 

Gelmiş olduğumuz için oturduk, tüm restorant bizim, Beyaz için harika bir durum. Bizde siparişlerimizi verdik.
Ali Nazik- Küşleme- Yuvalama
 
Gevurdağı salatası ; hiçbirşey söylememize rağmen aşırı acı geldi, sipariş verirken amannnn acı olmasın deyin, biz yemekler için demiştik ama salata aklımıza gelmemişti haberiniz olsun. Dolayısıyla çocuk için hiç uygun değil.

Kıymalı Ali nazik ; kıyma kebap şeklinde olması biraz garip gelse tadı güzeldi. Ayrıca masamızda bunu kuşbaşılı söyleyende vardı, onun tadı da güzeldi. Zaten Ali Nazik ünlü buralarda.

Küşleme; kuşbaşı şeklinde koyunun omurgasının yanındaki etlerden yapılıyor. Genelde 1 koyundan 1 porsiyon çıkıyormuş. Gerçekten çok yumuşaktı, Antep'e giderseniz deneyin derim.

Yuvalama çorbası; bunu Beyaz için söyledik, iyiki de söylemişiz tadı harikaydı. Kuşbaşı etli,nohutlu, naneli yoğurtlu çorba. Hava soğukken ilk sipariş kesinlikle bu çorba olmalı benden söylemesi.

Ve içli köfte, fındık lahmacun  yine yemek öncesi söylediğimiz güzel tatlardı.

Sahan Restorant için tık tık.

Eski Belediye Cad.
İsmetpaşa Mah. No:1
Şirehan

0342 220 46 46

Bizim için Antep gezisi bunlardan ibaretti, zaten yakınız yine geliriz diye ayrıldık. Ama 1 gecede kalmak iyi olabilir, heryeri gezmek için.

4 yorum:

  1. Kısa olmuş geziniz. Çok gezilecek yeri var aslında. Yollar gerçekten çok karışık. Bir de küçük bir hatırlatma. Yuvalama kesinklikle çorba değil. Ana yemek. Çok da zahmetlidir. Afiyet olsun. Umarım geniş zamanlarda bol bol gezme fırsatı bulursunuz. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok kısa oldu gerçekten, aklımızda çok yer kaldı bir dahakine inşallah. Yuvalamayı da çorba niyetine içtik, yemek olduğunu şimdi öğreniyorum. Teşekkürler bilgi için.

      Sil
  2. Bu sene Ben de 2 gun antep turu yapmayi planliyorum bakalim . Yemeklerini tadi damagimda kaldi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yap bencede, Adana'yı da ihmal etme bu arada. Öpüldün canım...

      Sil