29 Ağustos 2014 Cuma

Herkül: Özgürlük Savaşçısı

Bu seferki Herkül efsanenin bahsedildiği gibi değil de insan gücünde. Ama insanoğlunun inanmak ve güvenmek istediği bir karakter. Dolayısıyla mistik özellikler yükleniyor bu filmdeki Herkül'e de.Neticede yine Hekül kazanıyor, biz seans olarak Türkçe dublaja girdik, mümkünse orjinal seyretmek daha zevkli olacaktır.

Dwayne Johnson'ı ailecek çok severiz, filmlerini bayıla bayıla izleriz ama bunu çok beğenmedik. Yine de izlemek isteyenlere İyi seyirler...

Çocuklar en değerli varlıklarımız...

Onlar sağlıklı ve mutlu bir şekilde büyüsün diye elimizden gelen her şeyi yaparız. Ancak konu ihtiyaçları ve istekleri olduğunda bazen küçük zorluklarla karşı karşıya kaldığımız olur. Belirli bir yaşa kadar çocukların beslenmesindeki tüm kontrol özellikle biz annelerin elindeyken elbette içimiz daha rahat. Ama iş, bizden bağımsız hareket etmeye, kendi seçimlerini yapmaya başladıkları zamanlarda değişiyor ve çocuklarımızla atıştırmalıklar konusunda çatışma yaşamaya başlıyoruz. Biz onları daha sağlıklı beslemeye çalışırken, onlar besleyici değeri olmayan besinlere yönelebiliyorlar. Özellikle ara öğünler konusunda detayları gözden kaçırmamak gerekiyor.

Günümüzde çocukların kızartmalara, cipslere veya besin değeri açısında zengin olmayan şekerlemelere, gazlı içeceklere ulaşması artık çok zor değil. Bu ürünlerin “nasıl olsa yemeğini yedi” ya da “yemek yemedi bari bunlardan yesin” diyerek öğün aralarında tüketmesine göz yumulduğu anlar olabiliyor. Ancak bu durum ne yazık ki çocuklar için ileride yaşayabilecekleri önemli sağlık risklerine de zemin oluşturmak anlamına geliyor. Oysa ara öğünlerde tercih edilecek masum atıştırmalıklar, çocukları mutlu ederken biz annelerin de kendimizi daha huzurlu hissetmemizi sağlayabilir.

Bu masum atıştırmalıklar arasında ben dondurmaya çok güveniyorum. Çünkü hem etrafımdaki annelerden hem de beslenme uzmanlarından dondurma hakkında pek çok faydalı bilgiler duyuyorum. Besin değerleri açısından zengin ve tabi ki diğer atıştırmalıklara kıyasla çok daha masum olan dondurma ara öğünler konusunda en büyük destekçilerimden biri. Bunu öğrendiğimden beri çocuğumun süt, taze, kuru meyveler veya kuru yemişlerle desteklediğim ara öğünleri dondurma ile daha da renklendi. Tabi burada da bir önemli nokta devreye giriyor ki o da çocuğuma kendisi için en uygun dondurmayı seçebilmek. Çocuklara özel olan, içeriğindeki yağ, şeker, kalori miktarının onun ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş olmasına özellikle dikkat ediyorum. Çünkü her dondurma aynı değil. Diğer önemli bir nokta da; özellikle yaz aylarında her süt ve süt ürününün hijyenik şartlarda üretilip sunulduğuna dikkat etmek gerekiyor. Aksi takdirde süt ürünlerinde zararlı bakteriler çok çabuk üreyebiliyor. Bu yüzden uzmanların da dediği gibi hijyenik koşullarda hazırlanıp sunulan güvenilir markaların ambalajlı dondurmalarını tüketmek gerekiyor. Ben bu kriterlere en uygun ürünleri nerede bulurum diye araştırdığımda ulaştığım marka Algida’nın Max ürünleri oldu. Max’ın çocuklara özel beslenme kriterlerine sahip olması ve ürünlerini yüksek kalite standartları ve hijyenik koşullarda üreten ve soğuk zincir kırılmadan bize ulaşmasını sağlıyor olması benden tam puan aldı. Algida Max'ın ürünlerinde göz önünde bulundurduğu kriterler nedir diye merak ederseniz;

  • Algida Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası beslenme önerilerini göz önünde bulundurup, çocuklara yönelik dondurmalar için özel kriterler geliştiriyor. Bu çalışmaya göre çocukların tüketeceği dondurmaların bir porsiyonunda en fazla 110 kcal enerji ve 3 g doymuş yağ ve 100 gramında en fazla 20 g ilave şeker bulunması gerekiyor.
  • Algida Max, tüm ürünlerinde bu kriterleri sağlamış olduğunu taahhüt ediyor. 

Özetlemem gerekirse dondurmanın faydalarını öğrendiğimden beri içim çok daha rahat. Üstelik dondurma sanıldığının aksine sadece yazın değil 4 mevsim tüketilebilen bir ürün. Oysaki biz senelerce dondurmanın kışın boğaz ağrısı yaptığına inandık ve çocuklarımızı kışın dondurmadan mahrum bıraktık. Halbuki dondurmanın hijyenik koşullarda üretildiği ve soğuk zinciri kırılmadan saklandığı taktirde bakteri içermesi beklenmiyormuş. Bu da demek oluyor ki 4 mevsimde her ara öğünde çocuğum mutlu bense huzurluyum.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Sleep No More ile korkmaya hazır mısınız?

New York'ta son gecemizde bizi bekleyen bu oyun gerçekten benim için çok farklı bir deneyim oldu. Bir gece öncesinden Erdem ve kız arkadaşıyla buluştuğumuzda onların önerisiyle gidelim dedik. Hemen bilet aldık, saat 10.30 'daki gösteriye girmek için The McKittrick Hotel'in yolunu tuttuk. Bu otel 2. Dünya savaşından önce yapılmış fakat hiç açılmamış, taaaa ki İngiliz tiyatro ekibi burayı keşfedene kadar.

Shakespeare'in ünlü Macbeth'ini izleyeceğimiz için heyecanlıyız biraz, nedeni ise, bilinmeze doğru yol almamız.

26 Ağustos 2014 Salı

Yaz ayı favorimiz; salatalar

Yazın insan çok sıcak, çok yağlı ,tuzlu yemekler yemek istemiyor. Biraz daha fresh, soğuk ve hafif yiyecekler ideal.

Yemek yapmayı çok sevmeme rağmen zamansızlıktan ötürü mutfağa çok giremiyorum. Ama evin yemek düzenini de kimseye bırakmadığımdan, bulduğum değişik, kendi damak tadımıza uyan tarifleri yardımcıma anlatıyorum, uzun süreli yemekse o yapıyor yoksa eve geldikten sonra ben hazırlıyorum.

İşte bu salatada benim eserim, hem yemesi hem yapması zevkli. Hatta kendi yaptığım salatadan yeme şansım bile az çünkü çok seviliyor bizim evde:) Bu da beni ayrıca mutlu ediyor...
                                            

Welcome to New York

Turumuzun son şehri New York'a indiğimizde hem günlerin verdiği bir yorgunluk hem de heyecan vardı. Bu güzel şehire 3 gün yetecek mi? Nereden başlasak? gibi soruları kendi aramızda tartışırken attık kendimizi Times meydanında...

Bende bir şaşkınlık Burak'a dönüp diyorum ki :" Burası Times olamaz, daha hareketli , daha güzel bir yer olmalı" Ama tabiki orası Times meydanıydı, o heybetli reklam binalarının arasında küçücük bir yer. Avrupa meydanlarına alıştığımızdan burası bana meydan gibi gelmedi. Ama tabiki Hollywood yine bize harika tanıtmış burayı.
Times gece çok daha güzel görünüyor ışıklar içinde, ortadaki resimde atlı polisler var bu fotoğrafın amacı onlar..

22 Ağustos 2014 Cuma

Beyaz 17 ayını bitirdi

Oğluşumu her ay fotoğraf köşesine oturtup pozlarını çekiyorum, ay ay gelişimini görmem açısından iyi oluyor, ama sanırım artık bunu yapamayacağım çünkü oturmuyor!!!
                     

Bizimki fazla hareketli hep hayal ettiğimiz gibi, aslında ben biraz daha uslu olsa da kabul ederdim sanırım peşinden koşmak hiç kolay olmuyor :)  İşten çıkıp eve gittiğimde beni hemen kapıya götürüyor artık parka inelim diye çocuk da haklı evde sıkılıyor bütün gün. Onu oyalayacak aktiviteler buluyorum ama anne gibisi yok sanırım, ben gelince hemen birlikte oyun oynayalım diyor. Ben de zevkle indiriyorum oğlumu parka, oyunlar oynuyoruz, koşuyoruz.
                                   
                                         Böyle sarılması o kadar dinlendirici ki, huzur buluyorum.


Kimi zaman topun peşinden koşuyoruz, kimi zaman pet şişelere şut vuruyoruz, kimi zaman da onların kapakları ile oynuyoruz:)
                                   
                 Küçük fenerli, şapkayı kendisi seçti biz aldık, alışveriş canavarı geliyor gibi:)


Erkek çocuk bunlarla oynamayı seviyormuş öğrenmiş oluyorum böylece. Evimizde Beyazıma ait bir sürü top var, en sevdiği oyuncağı top çünkü. Ama sanırım artık arabalara doğru kayıyoruz:) E büyüyor ne de olsa...
                                   
                     Yerlere yatmaya başladı yeni huyu, her akşam yatmadan önce banyo şart oldu:)


Bir de aktivite dergimiz Adım Adım var, her ay geliyor posta ile, onun içinden çıkan kitapçıkta o aya ait yapılması uygun olan oyunlar var. Mesela bu ay çubukları deliklere sokma, banyoda kullandığımız malzemeler vardı.

Beyazın kitaplarla bir bağı olmasını seviyorum, Adım Adım da bir başlangıç olmuş oldu.
                                                
                                                                         Çalışkan çocuk :)



Geçen gün parkta oynarken, yaşıtı bir çocuk geldi Beyazın yanağına yapıştı ben öpecek sanıyorum, bir anda çığlık!!!!  Çocuk oğlumun yanağını ısırmış, o güzelim yanağında diş izleri, kan oturması, iz.... Nasıl üzüldüm içim parçalandı anlatmam mümkün değil. Malesef o çocuğun huyuymuş ısırmak!!! Nasıl bir huysa, çocuktan ziyade annesine kızdım hem beni uyarmadığı için hem de gelip özür dilemediği için. Ayrıca onların evinde şiddet uygulandığını düşündüm bir kaç olaylarını işittikten sonra ve oğlumun Hannibal ile görüşmesini istemiyorum bu zamandan sonra. Aslında kimseyi dışlamayı sevmem ama bu çocuk ileride eline taş alıp çocukların kafalarını bile kırabilir, önlemimizi görüşmeyerek almak en mantıklısı bence... Tabi tecrübeli annelerin tavsiyelerine de açığım:)

21 Ağustos 2014 Perşembe

Lucy

Son zamanlarda Amerika gezimizi yazmaktan diğer ilgi alanlarımı baya atladım. Bunlardan biri de filmlerimiz. Son zamanlarda bu kadar hızlı biten bir film hatırlamıyorum, daha koltuğa yeni oturmuşken aranın habercisi ışıkların yanması beni bir anda gerçek dünyaya döndürdü. Limitless filmini anımsattı bana bu film.

Filmde Lucy erkek arkadaşının kumpası sonucu uyuşturucu mafyasının eline düşüyor. Toplam 4 genç Koreden Avrupaya uyuşturucu getirecekler ama ameliyatla karınlarına yerleştirilen uyuşturucuları.

Buraya kadar normal bildiğimiz bir senaryo, fakat bu maddeyi Lucy'nin kullanması ile beyinsel deneyimleri yaşaması bir oluyor.  İnsan beyninin %7-10'unu kullandığımıza dair çalışmalar var, tabi %100'ünü kullanıyoruz diyen bir görüşte var. Bu soru işareti bence hala!!!

Filme göre 7-10 arası , Lucy yavaş yavaş %20, %40....%100' ünü kullanmaya başlıyor. %100'e çıktığında zaten filmdeki görsel şölen harika oluyor.

Ben 20-30 arasında kalmalı diye düşündüm, en iyi seviye oydu. Çünkü %100'e çıkınca insani duygulardan eser kalmıyor.

Kesinlikle izlenmeli, güzel bir kurgu olmuş bence.

20 Ağustos 2014 Çarşamba

Veeee sonunda Universal Studios zamanı

Buraya gelmeden çok merak ettiğim, merak ettiğim kadar da olan bir parkmış burası. Buraya malesef 1 gün ayırdık, o kadar zamanımız kalmıştı ama gidenlere önerim kesinlikle 2 gün ayırıp herşeyi yapmanız. Biz burada Fast Pass bileti aldık, giriş biletine göre de bir hayli fazla ödeme yaptık. İki kişiye 511$, gitmeden önce böyle bir şansınız olduğunu bilin derim. İki adada da Harry Potter'lar hariç diğer tüm aletlerde giriş önceliğimiz vardı, zaten bu olmasa yetiştiremezdik kesinlikle.



Ayrıca park ederken soruyorlar öne mi park etmek istersiniz,arkaya mı. Ona göre fiyat farkı var 17-24$, öne park etmenizi tavsiye ederim, biz ön sıraya koyduk ve yinede yürüdük, arka parklar neresi hiç bilemiyorum.


Universal de iki park var :

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Disney's Hollywood Studios

Bugünde yine sabah erkenden Disneyin studyo kısmına geldik, ben en çok stüdyolardan keyif alacağımı düşündüğüm için sabah mutlulukla uyandım.  Yine hızlı ve doyurucu bir kahvaltı sonrasında yollara düşme:)
                                        

Epcot Geleceğin Dünyası

Eğer Mickeylerden sıkıldıysanız burası sizin için ideal, çünkü hem Disneydesin hem de farklı bir ortamda.

Gelmeden önce burayı çok merak etmiştim, gelecekte yaşamak gibi bir dünya yazılarını okumuştum. Aslında çok güzel ama ben Universal ile kıyasladığımdan Disney'in artık teknolojik olarak biraz daha atak yapması gerektiğini düşünüyorum.

15 Ağustos 2014 Cuma

Hayallerinizin peşinden gidin, herşeyin bir fare ile başladığını unutmayın. Walt Disney

Nihayet Orlando'dayız. Çok çok yoğun günler bizi bekliyor desem yanlış olmaz. 4 tam günü de parklara ayırdık burada. 3 gün Disneyland,1 gün Universal Studios. Ama hatalı bir tercih yapmışız, Universal mutlaka 2 gün olmalıymış.

World Disney'in farklı parkları olduğu için hepsini görelim istedik. Su parklarına gitmedik ama çok eğlenceli olduklarını duydum.

14 Ağustos 2014 Perşembe

Uyarııı: Kredi kartı kopyalaması çok kolay

Tatilimiz sırasında eşimin kartı çekim yapmamaya başladı, bizde bankayı arayıp soralım dedik. Aynı şekilde arkadaşlarımızında kartında sıkıntı çıktı onlar da ilk önce internet bankacılığını kullanarak kartlarını kontrol ettiler. Sonrasında kartlarından yapılmış 35000 tl'lik çekimi görünce hemen bankayı aradılar.

Bizim sorunumuz ise kartın işlem yaparken şifre istememesiydi, aslında şanslı addediyorum kendimizi, çünkü bizden de 1890 tl çekim yapmışlar. Daha sonra şifresiz işleme izin verilmediği için çekim yapmaya devam edememişler.

Ekstrede gördüğüm son gerçek alışverişimiz Alvin Island denilen hediyelik eşya dükkanından olmuştu. Markette çok sıra olduğunu düşündüğümden su ve ufak tefek hatıralık eşyaları buradan almıştık. Ebrularda buradan alışveriş yaptılar. Aslında bu mağazaya da içim hiç ısınmamıştı, görüntüsü gözümün önünde hala. Yinede sorunlu olan yer burası mı kesin birşey de söyleyemiyorum.

Sonuçta kartı kopyalayıp, önce 5$,sonra 10 ve 100$ şeklinde TARGET denilen marketlerden çekim yapılmış olduğunu gördük. Tatile gitmeden önce Miami civarında böyle durumları yaşayan insanların olduğunu okumuştum. Hatta benzin istasyonunda kart yerine nakit ödeyelim diye ısrarcıda oldum, ama malesef Target'tan kaçamamışız.

Biz tabiki bankaya itiraz ettik, bakalım dönüş nasıl olacak. Yurtdışına çıkacaklara önerim, büyük firma harici kredi kartı kullanmamaları.

13 Ağustos 2014 Çarşamba

Atlas Okyanusu kıyısında beyaz kumlar :Miami

Turumuza başlarken Miami'ye 4 gün ayırmıştık, sonrasında kısala kısala 2 geceye düştü Miami gezimiz. Bizde hiç zaman kaybetmeden şehire gelir gelmez kendimizi sokaklara attık. İlk hedefimiz Lincoln Road. Gelmeden önce araştırıp bulduğum bir restauranttan yer ayırtmıştım akşam yemeği için. Rezervasyon saatimiz geçmiş bir biçimde gittik Lincoln Road'daki Havana 1957'ye, ama zaten kalabalık yoktu ve direk oturduk.  Menüden Burak spesiali bense steak yemeğini seçtim. Kesinlikle spesial tercih edilmeli, et bana ve diğer arkadaşlarımıza sert geldi.

12 Ağustos 2014 Salı

Galaksinin Koruyucuları


Marvel'in son macera filmi hem aksiyon dolu hem de komik. Bu tür filmlerin arasında açık ara komikti:) Muhteşem beşli zorunluluktan ekip olup birlikte ilerliyorlar ve evreni kötülüklerden kurtarıyorlar. Aslında tanıtım filmi olmuş bu, filmin geri kalanı sanırım henüz çekilmemiştir.

Rakun zeki, komik ve lider, ayrıca elinde kocaman bir silahı var. Ağaç adam yani "I am Groot" diye ses çıkaran nesne Vin Diesel'miş. Şaşırdım aslında buna çünkü Vin bu kadar silik bir rolde olmamalıydı diye düşündüm, ama herkesin bir zamanı var demekki onunki de bitti. Son filmindeki ortağıda ölünce biraz geri plana düşmüş Hollywood dünyasında sanırım.

Filmin girişinde ve bitirken çalınan müzikler de çok güzel, rahatlatıcı sanki hiç aksiyon dolu bir ortamda değilmişsiniz hissi veriyor.
İzlenmeli diye düşünüyorum...
İyi seyirler

11 Ağustos 2014 Pazartesi

Miami-Orlando-New York otellerimiz

Bu geziye gitmeden önce otellere  o kadar çok baktık ki, en iyisi en güzeli olması için baya uğraştık. Hatta en çok Miami otellerine baktım sanırım, en az kaldığımız yer olsada. Kriterlerim öncelikle temiz olmasıydı, modern döşenmiş olmalı odanın da yeterince büyüklükte olması olmazsa olmazlarımdandı. Şimdi yeni bir şart daha ekledim , otelde wi-fi olması. Türkiye otellerinde şart olmayan bu özellik yurtdışında o kadar gerekli ki, elimin altında internetim olmayınca kendimi kötü hissettiğim doğrudur.Daha önceki gezilerimizde kendi internetimi kullandığımda hem çok fazla ücret çıkmıştı hem de bağlantı çok yavaş gerçekleşiyordu, onun için wi-fi free oteller dost oteller olmalı.


Otelleri booking.com dan ayarlıyorum ve bugüne kadar hiç sorun yaşamadım. Oradaki otel değerlendirmelerini de göz önüne alarak seçimlerimizi yaptık. İşte otellerimiz aşağıdaki gibi:

8 Ağustos 2014 Cuma

Canım kocacığım iyi ki doğdun

Tatilden sonra acilen bir doğumgünü planı yapıp Burak'ın doğumgünü kutlamasını yapmam lazımdı. Bende en hızlısından ve en güzelinden planlarımı yapmaya başladım. Öncelikle pasta siparişini verip yetiştirip yetiştiremeyeceklerini sordum, Süheyla pasta hazırlarız dedi (Kesinlikle tavsiye edebileceğim tadı vardı, ayrıca eşi de eczacı olduğu için desteklemek istedim.), oradan hem yaşpasta hem de kuru pastaları aldım.

Burak'a kendi ellerimle eğlence kovası hazırlamıştım, o gece o kadar ilgi çekti, gecenin sonunda sadece kovamız kalmıştı:)

Tam pasta anında çıkartmak üzere hazırladığım Burak maskeleride kocacığımı baya şaşırttı, "Heryer Burak, heryer kutlama" sözleri ile doğumgünü kutlamasını gerçekleştirdik.


Tabi bizi yalnız bırakmayan, yemeğimize katılan arkadaşlarımız da kutlamanın en değerli yanlarıydı. Hepsine hem geldikleri için hem de hediyeleri için buradan da çok teşekkür ederim.


Pastamızda bir sürü yazı vardı, ama bence en iyisi bugünlerde Beyaz benim ve Burak'ın sürekli dans edip söylediğimiz "Benim güçlü kocaman babam" şarkısının sözleriydi. Üçümüzde bu şarkıyı söylerken çok eğleniyoruz. Tv arkadaşımız Pepe'nin şarkısı bu:)


Kocacığım iyi ki doğdun iyi ki benimsin, birlikte nice yıllara inşallah...

7 Ağustos 2014 Perşembe

Amerika uçaklarımız ve araba kiralama

Amerika gezimizi nihayet gerçekleştirdik, araştırmalar , diğer bloggerlarin görüşleri filan derken bizde Amerika'yi keşfetmeyi gerçekleştirebildik:)

Ilk uçağımız tabi ki THY, Adana uçağından indikten sonra bizi transit yolcu olarak bir koridordan geçirdiler, bu kadar yolculuk yaptım ilk kez oradan geçtim !!! Yürürken bir anda karşımıza pasaport kontrolü cikti, cok şaşırdık çünkü kimse olmadan hemen geciverdik :) Bunun için de Istanbula gelmeden yurtdışı pulunu almaniz gerekiyor. THY uçağımız sorunsuz kalktı, uzun uçuş klasiği çorap, göz bandı, kulaklık verdiler hersey tamdi, cok güzel bir yolculuk geçirdik.
Yol boyunca 3 film izledim :)

5 Ağustos 2014 Salı

Amerika rotamız

Ben bu yolculuga çıkmadan bloglardan cok faydalandım, aradığım bazı seyleri buldum bazılarını ise yaşayarak öğrendim :) Simdi benim gözümden neler gerekli hepsini yazmak istiyorum. Öncelikle gidilmesi görülmesi gereken yerleri sıralıyorum, sonraki yazılarımda detayları yazacağım. Amerika kesinlikle reklamların ülkesi , bize en ufak bir şeyi bile o kadar abartarak sunmuşlarki ben bu milleti ayakta alkışladım. Hollywood çok iyi iş çıkarmış yani. İnsanlar güneyde çok rahat, şişman ve bakımsızken; NYC'de zayıf, işi için koşturan bir topluluk var. Sanki bir filmi yaşıyorlar bizde sadece onları seyrediyoruz, seyrederken de onlara hep kazandırıyoruz imajı oldu kafamda. Heryerde Türk vardı, yani bazı yerlerde İngilizce konuşmaya bile gerek kalmadı. Sürekli tüketim yapmaya ve yaptırmaya hazır bir ülke Amerika, ama ben gittiğim outletlerden pek alışveriş yapamadım, giden herkes deli gibi alışveriş yaptığını söyledi. Nedense oralardan buralara getirecek değerde birşeyler bulamadım.