30 Haziran 2014 Pazartesi

Transformers Kayıp Çağ


Şu Amerika'daki şehirler bir bir yıkılmadan görsem çok iyi olacak. Çünkü gittiğimiz filmlerin hepsinin ortak yanı şehirlerin yaşanmaz hale gelmiş olması. Bana göre bir film değildi bu seferki çünkü sürekli savaş vardı, aksiyon hiç bitmedi. Normaldeki Transformers'larda arada komik diyaloglarda olurdu bunda sıfırdı. Ben de çok beğenmedim ve 3 saat sürdü film. Ama Burak'ın en beğendiği film olmuş, bay-bayan farkı bu sanırım:)

25 Haziran 2014 Çarşamba

Beyaz'ın kitapları


Haftasonu Beyaz'a aldığım kitaplar, genelde uçaklarla dolu. Bizimki bu aralar ne zaman uçak geçse dışarı çıkalım bakalım istiyor. Bende ona uçakları anlatan , havaalanını gösteren değişik kitaplar aldım. Ayrıca ingilizce çocuk şarkılarının olduğu bir seri var onu da çok beğendik, birde tatille ilgili deniz kum güneş üçlüsünü anlatan kitap aldım ki tatile gidince yabancılık çekmesin oğlum. Fenerbahçe sponsorluğundaki kitap ise 3 boyutlu onu henüz Beyaz'ın eline vermiyorum çünkü anında yırtacağına eminim:) 

İyi ki almışım bu kitapları çünkü hepsiyle ilgileniyor oğlum haftasonu baya eğlendik bu kitaplar sayesinde.

Eğitim şart yaş kaç olursa olsun...





       
 3 boyutlu araçlar...

20 Haziran 2014 Cuma

15. Ay

Beyaz bey artık büyüdüğü için klasik pozumuzu çekmek kolay olmuyor,  oturmuyor çünkü sandalyede. Bu yakalayabildiğim en iyi pozu.
82 cm ve 11 kg ile bitirdi 15 ayı Beyaz, o günde babalar günüydü. Burak'ın ve tüm babaların babalar gününü de buradan kutluyorum.
Canım babamı da çok özlüyorum tabi...

Beyaz neler yapıyor?
Hayvan sesleri, araç sesleri çıkartıyor.
Top oynaması artık ileri boyutlara çıktı, mesela dün parka diye indik 45 dk futbol sahasında maç yaptık oğlumla.
Malesef geceleri uyanıyor, bizim yanımızda yatarken daha sakin olabiliyor.
Bana aşırı düşkün oldu.
Birkaç yeni kelimesi var, hergün de konuşmasını geliştiriyor gibi.
Bizi taklit edebiliyor.
Yemeği az , meyveyi fazla yiyor.
Bugün bardaktan su içmeye çalıştı, tabi ki üzerine döktü, ama benim çok hoşuma gitti.
Koltuk, sehpa hepsinin üzerine çıkıyor.

15. ay belirtileri

Bebeğiniz büyük ihtimalle yürümektedir. Unutmayın hala öğrenme aşamasındadır, sık sık düşebilir ama izin verirseniz ayağa kalkmayı başarır. Yürüyebildiği için, koşmaya çalışır. Geri geri yürür. Eğilerek istediği herhangi bir şeyi alabilir.  
Bir bebek için zor olan hareketleri yapmaya çalışır. Raftan bir kitap alıp sayfalarını karıştırabilir. Telefonla konuşur gibi yapabilir. Sizi taklit eder. Bunları oyuna dönüştürür.  
Basit komutları anlar ve yerine getirir. Küçük bir bardaktan içebilir. Kalemle çizgiler çizebilir. 
Dört ile altı arası kelime söyler. Kelimeleri beklenenden azsa endişelenmeyin, bebeklerin çoğu, özellikle de erkek bebekler, ikinci yaşın ortasına doğru konuşabilirler. 
İstediği bir şeyi işaret ederek gösterebilir. Top oynar. Sakladığınız bir oyuncağın yok olmadığını bilir ve tekrar çıkarıldığında hatırlar. Ona renkli kitaplar alın ve kitaplarla tanışmasına yardımcı olun. Bir rafa sadece onun kitaplarını yerleştirin. Kendi kendine alsın, incelesin ve yerine koysun. Birlikte okuyun, resimlerine bakın. Sorular sorarak onun da katılmasını sağlayın. “Kedi nerede? Evet burada, kedi ne yapar? miyav, evet bildin bebeğim” gibi.  

19 Haziran 2014 Perşembe

Sofi'nin kahramanlığı

Dün Beyazın dogumgununden kalan dış mekan çekimini gerçekleştirdik. Fotoğrafçımız Dilek hanımında köpeği varmis birlikte geldiler, ilk anda Sofiyle birbirlerini kokladılar tanıştılar. Beyaz Sofiye versin diye kurabiye getirmiştim, minik iyi kalpli oğlum diğer köpeğede kurabiye verdi. Ama o nedense birşeyden rahatsız oldu ve Beyazı isirmaya çalıştı, şaşırdık hep birlikte :( Daha sonra kahraman Sofi diğer köpeğe hirlayarak Beyazı koruduğunu gösterdi, buna da hem şaşırdık hem de cok sevindik :) Demek ki Beyaz'ı sahiplenmiş Sofi'm. Yani kızımı ve oğlumu oynasınlar diye başbaşa bırakabilirim bunu keşfetmiş oldum dün:)

Sofi'nin hayatımıza nasıl girdiğini yazmalıyım kesinlikle, onunla çok güzel anılarımız var, sanal alemde yer bulmalılar...

18 Haziran 2014 Çarşamba

İstanbul'u çok özlemişiz

Artık düğün nişan sezonu açıldı, bu aralarda o kadar çok gidilecek yer varki , arada boşluk bulduğumuzda İstanbul'a gidelim dedik, 1 geceliğine de olsa geldik. Aslında biraz da tereddütlü geldim, çünkü 1 gün önce Beyazın ateşi 39 küsürlere çıktı, sabah olsun da öyle karar verelim dedik. Sabah kalktığındada oğluşum ateşli değildi ama hasta olduğu belliydi. Bir cesaret toparlandık çıktık evden, uçakta da mamasını verdim tam kalkarken ki kulakları basıncı çok hissetmesin. Giderken uyudu inmemize yakın uyandı, iyiki de uyumuş diyoruz Burakla çünkü o son 15 dk bitmedi bizim için:)
           Herkes New Balance'ini giydi mı?
Bu sefer Rixos Pera'da kaldık, benim çok hoşuma gitti otelimiz. Manzaramız İngiliz konsolosluğuydu, aklıma bombalandığı zamanlar geldi. Tabi şimdi yemyeşil bahçenin içinde çok ihtişamlı görünüyor, kırık filan değil yani.

Hemen kendimizi Beyoğlu'na attık, hava mis İstanbul boş daha ne isteyelim, meydana kadar yürüdükten sonra Zorlu avm'ye gittik, orayıda merak ediyordum gerçekten. Ama merakımın ne kadar boş olduğunu anladım, hala İstinye bir numara bence.
Eataly'de yemek yedik, çok farklı bir mekan olmuş ben beğendim, önce marketinden geçiyorsunuz meyve sebzeler resmen size göz kırpıyor, o kadar çekiciler, ardından cafelerin olduğu kısma çıkıyorsunuz. Biz pizza makarna cafe sini tercih ettik. Ben lazanya, Burak fümeli pizza istedi. Benim yemeğim önceden geldi Beyazla ben ilgilenirken nerdeyse yemeğimin tamamı bitecekti, o kadar güzeldi tadı. Diğer yediğimiz yemeklerin de tadı çok güzeldi, kesinlike tavsiye ederim Eataly'i.

Akşama ise Etiler Nusr-et, buranın etlerine hastayız, o kadar yumuşak ki yediğimiz yemekler bizi hiç rahatsız etmiyor, saat kaçta giderseniz gidin mutlaka kapıda bekliyorsunuz o kadar revaçta yani. Ama tadı harika biz bebekle sürekli bekleyenlerdeniz.
Yemek siparişimizin ardından bize sushi ikram ettieler, sushi şov oldu aslında, usta masasıyla yanımıza gelip pirincin etrafına eti sardı, sonra ateşle o eti pişirdi, bildiğimiz sushi yaptı yani. Diğer etlerin yanında sushinin adı bile geçmez tabi.

 Bu sürede Beyazcık gece uykusuna yattığından oturup ağzımızın tadıyla yemeğimizi yiyebildik. Gece bebeğim yine ateşlendi, o saatte duşa soktum o kadar akıllı durdu ki yaramazlık yaptığı anları özledim o anda. Hastalık masumluğu yakışmıyor çocuklara, çocuklarımız hasta olmasınlar.

Ertesi gün kahvaltıdan sonra yine Beyoğlunda gezdik, bizim öğrenciligimiz İstanbulda geçtiğinden Beyoğlunu çok severiz, havası suyu farklıdır oranın. Doya doya gezdik yine, birde Bebek havası görelim dedik, meşhur Bebek sahilden Emirgana kadar yürüdük, şu sıralar ekstra meşhur çünkü ünlüler diyetisyen eşliğinde burada yürüyüşler yapıyorlar yaz hazırlığı!!!:)

Lucca'ya oturalım dedik bu seferde ama Beyaz ve Lucca mümkün değilmiş , yemeğimizin gelmesi hızlı hızlı yememiz Beyazın çıldırması derken sanırım 45 dakika içinde kalkmışızdır..


Bir İstanbulda bu şekilde bitti, Beyaz biraz daha bilinçlensin gideceğimiz çok yer var onunla, Vialand, Kidzmania, Ayasofya,Topkapı....
Dönüş uçağında hep tanıdıklarımız vardı, herkes 19 mayıs tatilini değerlendirmek istemiş demekki...
Anneanneyide unutmadık Istanbuldan kendisine bir Oscar getirdik:) And the Oscar goes to ananeeeeee.

Babalardan komedi- Last Vegas

Son zamanlarda izlediğim en iyi komedi filmi diyebilirim. Sanırım geçen sene sinemaya gelmiş ama biz kaçırmışız, evde izledik. 4 eski arkadaş, biri evlenecek ona bekarlığa veda partisi yapıyorlar Aria otelde. Otel personeli b ekibi mafya sanıyor bu yüzden bir dediklerini 2 etmiyorlar. 50 cent geliyor onu bile kapıdan içeri almıyorlar çok özel parti olduğu için. Her dakikası kahkaha içinde geçen bir film kesinlikle tavsiyemdir. Hangover'ın bu ekip tarafından çekilmişi de diyebiliriz.

17 Haziran 2014 Salı

Arı vız vız vız... Sokarsa???

Dün oğlum arı sokması deneyimi yaşadı malesef:( Balkon kapısının oradan ağlayarak yanıma geldi, bende böyle ağlamaları duymamazlıktan geldiğim için ilgisini başka konuya çevirmeye çalıştım. Ama ağlamaya devam etti elini tutarak. Bir baktım ki elinde bir diken var, onu çıkarırken yerde ölmüş bir arı gördüm. Minik oğlum arıyla tanışmış oldu. Neler mi yaptım?
Hemen annemi aradım daha sonra çocuk doktorumuzu aradım. Annemin hem anne hem doktor olma avantajından faydalanmak istedim yani.
Sonrasında;
-Arının soktuğu eli bol suyla yıkadık, sabunda kullanabilirsiniz.
-Amonyak ile temizlemek iyi gelecektir, bu bizim evde yoktu " eczacı evine yakışmayan bir durum"
-Ağrı kesici şurup, Allahtan Beyazcık çok seviyor bu şurubu
-Antihistaminik bir şurup
-Antihistaminik bir jel, bu da zor oldu çünkü elini heryere sürüyor.
-Kortizonlu iğne, ben yaptırmadım ama çok faydası var ileri seviye sokmalarda zaman kaybetmeden yapılması gerekir.
-Gece uyurken de elini yukarıda tutmaya çalıştım ama bir süre sonra normal yatış pozisyonuna geçti Beyazım.
Sabah ilaçlara devam ettim, 3 günde vereceğim. Biz hafif atlattık şişme olmadı ama dikkat etmek lazım alerji yapabilir o gördüğümüz minik arılar.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Yarının Sınırında

Tom Cruise ve Emily Blunt'ın başrollerinde olduğu film tamamen bilimkurgudan ibaret. Amerikan subayı görüşme yapmak için İngiltereye gelir ve kendini savaşın içinde bulur. Sürekli savaşa girmek durumunda çünkü Mimicslerin gücünü alarak aynı durumu defalarca yaşabilliyor. Ve tabiki insanlık galip geliyor. Bu kadar iç karartıcı bir film için çok romantik bir son yapmışlar. Ben filmi çok beğenmedim, karanlık geldi ruhum sıkıldı. Daha önce benzer bir senaryo izlemiştik tren kazası oluyordu o çok daha başarılıydı. Tom Cruise'a böyle kopyacı bir senaryoyu yakıştıramadım.

Room in Heaven

İşte bu başlıkta sözlerin olduğu şarkı sürekli kulaklarımızda, çünkü Adam&Eve otelinin giriş müziği.
Bu haftasonu hem dinlenmek hem de yaz sezonunu açmak için Antalya'ya gidelim dedik. Gideceğimiz gün Adana'da öyle bir yağış vardı ki, sanırım burada kaldık uçak kalkmayacak dedim. Neyseki 3-3.5 saat  rötarla kalkabildik, Antalya'ya geldiğimizde çok yumuşak bir hava karşıladı bizi, bu bizi çok mutlu etti desem yalan olmaz kesinlikle.
Bu yıl otel Royal grubuna satılmış ve ismi Royal Adam&Eve olarak değiştirilmiş, genel anlamda işletmecinin değiştiği belli oluyor malesef. Ufak da olsa yapılan değişiklikleri pek beğenmedim, Bu otelin özelliği içeri ilk girdiğiniz andan itibaren dış dünyayla bağlantınızın kesilmesi, yani iç dekorasyon öyle bir yapılmış ki heryer bembeyaz, bu beyazlık artık yoruculuk seviyesine kadar bile çıkabiliyor. Derken odalara geçiyorsunuz oradaki koridorlar simsiyah, karanlık. Siyah-beyaz zıtlığı, bence çok tarz dı.  Ama bu sene odalarda, şezlonlarda, oda koridorundaki halılarda kırmızılar vardı:(  Yani o tarz diyebileceğimiz otel dekorasyonu sıradanlaşmış!!!

Bunun yanında yemekler çok lezzetli değildi, birçok eşya eskimiş ama yenilenmemişti. Keşke satılmasaymış bu otel...

Direk yetişkin oteli olduğunu söyleyebilirim, tüm tatil boyunca görüdüğüm çocuk sayısı 5'i geçmez sanırım. Bir de Türkiye'de miyim , Rusya'da mıyım diyecek kadar Rus vardı. Kendi vatandaşlarımız tiplerinden anlaşılıyor malesef:( Rusların hem güzel hem de süslü olduğunu belirtmek isterim, bu otele gideceklerin uzun elbise götürmemelerini tavsiye ederim:)

Gelenler konusunda hiçbir sıkıntı yok, kimse kimseye karışmıyor, herkes düzeyli ... Her akşam değişik organizasyon düzenleniyor bu otelde, biz Morandi konseri, Akdeniz gecesi ve Michael Jackson gecesini izledik. Bu organizyonlarda ortada sürekli melekler dolaşıyor, dans edenlerle dans ediyorlar ya da fotoğraf çektiriyorlar. Tabi her organizasyonda ki dansçı kızlarıda unutmayalım..

 Yaz boyu Britney Spears, Lady Gaga, Abba ... gibi sanatçıların geleceği otel hala tarz ama bir daha gidermiyiz bilmiyorum..

10 Haziran 2014 Salı

Cennette Deneyim Günleri

Dünyayı 3 elma değiştirdi
1-Adem ve Havva'nın yasak elması
2-Newton'ın Evreka!!! 'sı
3-Steve Jobs'ın Apple'ı
...

5 Haziran 2014 Perşembe

Vize almak hiç bu kadar kolay olmamıştı!!!

Vize almaya karar verince bir strese girerim, acaba eksik evrak mı gönderdim form hatalı mı oldu gibilerinden. Bu seferde bizim miniğe USA vizesi almamız lazım, zaten kişisel başvuru olduğundan iş başa düştü diyerek başladım evrakları hazırlamaya. Gerekli bilgiler için bu sayfayı inceleyebilirsiniz. 14 yaş altı ve 80 yaş üstü insanlar posta yoluyla vizelerini alabiliyorlar bu çok hoşuma gitti doğrusu.

Biz öncelikle Beyazı alıp 5*5 vesikalık çektirdik. Dijital ortamdada aldım, sayfaya yüklemek lazım diye ama dosya küçük olduğundan yüklenmedi, bende fotoğrafsız devam ettim işlemlerime ve sorun olmadı.

Sonra DS160 formunu doldurdum, sayfa ingilizce ama üzerine gelince Türkçesini görebiliyorsunuz. Biz göçmen olmayan vize türünü seçiyoruz, daha sonra turistik gideceğimiz için B1/B2 vize türünü işaretliyoruz. Pasaport türümüz ise Regular.  Nerede kalacağınız, ne zaman girip çıkacağınız filan soruluyor, en sonundada daha önce suç işleyip işlemediğiniz, hastalığınızvar mı gibi ülkeye tehlikeli biri mi giriyor onu araştırıyorlar.

Formu doldurduktan sonra bu sayfadan hesap oluşturdum ve ödeme yapmak için bir seçenek çıktı. O formla Akbank'tan yatırabilirsiniz veya internetten kredi kartı ile ödeme yapabilirsiniz, ben interneti tercih ettim. 160 dolar vize bedelini çok rahat ödemiş oldum. Ödeme sayfası tamamlandı bize ulaşabilecekleri bilgileri yazdım hesap oluşturma işi bitti. MRV makbuz numarası 13 haneli bu numara ile telefonda bilgi alabiliyorsunuz, ödeme yapıldığında çıkıyor bu numara. İşlem tamamlandığında çıkan formu yazdırdım , çünkü postaneye bu formla gidiyorsunuz ve elçiliğe ücretsiz gönderim sağlanıyor.

Bunların yanında benim ve Burak'ın USA vizelerini , pasaport fotokopilerimizi, kimlik fotokopilerimizi, çalışma belgelerimizi gönderdim. Diğer vizelerde banka hesap cüzdanı eklerdim bunda göndermedim. İnternet sayfasında 1 fotoğraf yazıyordu ama ben 2 gönderdim. Uçak biletlerini gönderdim. Bir de dilekçe yazdık Burak'la, bütün evraklarımızı pasaportla birlikte geri gönderdiler bize.

Geçen hafta perşembe yolladım bu hafta çarşamba geldi, çok hızlı çalışıyorlar tebrik ettim doğrusu. Evrakların posta ile yollandigini mail ile bildirdiler, o gun de PTT merkezine gidip aldım. Beyazcık da 10 yıllık vizesini aldı, bakalım nasıl ziyaretleri olacak.

2 Haziran 2014 Pazartesi

Bebekli evde film keyfi

Burak'ın icadıyla artık çok güzel film izleyebiliyoruz, ses sistemimiz Beyaz sayesinde tarihe karıştığından izlediğimiz filmlerin tadını çıkaramıyorduk. Zaten Beyaz uyuduğunda sesi de çok açamıyorduk, sessiz sessiz kendi köşemize çekiliyorduk yani:)

Geçen hafta Burak kablosuz kulaklık alarak televizyon zevkimize bir yenilik getirdi. İkimizinde kendine ait kualklığı var, istediğimiz seviyede sesi açıp kapatabiliyoruz. Ben biraz daha sessiz izliyorum, çünkü el kamerasıylada Beyaz'ı izliyorum, o ağlarsa hemen duymam lazım diye. Aynen sinemada gibi oldu, hem filme sesi süperdi, hem de dışarı sesini duyabildim, çünkü o sırada gök gürlemesinden korkan Beyazım uyandı. Aynı zamanda Sofinin pati seslerini bile duyabildim, sanırım kontrollü olmak böyle bir şey:) Philips'in kulaklığı çok kullanışlı geldi bana , bebekli evlere tavsiye edebilirim.



Dün Gothika filmini izledik, o kadar dalmışız ki salon kapısını iterek içeriği giren Sofi bizi ürküttü:) Neticede gerilim filmi izliyoruz...  Yıllar önce izlediğimiz bir filmdi Gothika, dün yine üzerinden geçelim dedik. Gerilimi yaşatan filmde en çok oyunculara dikkat ettik, Halle Berry, Penelope Cruz ve Robert Downey Jr, o zamanlar küçücük henüz Demiradam olmamışken...

Mayıs'ın son etkinlikleri düğünler

Evlilik, iki kişinin aile kurmak üzere kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde biraraya gelmesi.

Türk topluluklarında boylarınobaların, yaşama kurallarına, ahlâk anlayışlarına, gelenek ve göreneklerine ve yaşanan ortamın kültür durumuna göre az çok değişen evlenme törenleri vardı. Bu törenler, yapı ve nitelikleri bakımından ilden ile, bazen köyden köye göre de değişiklik gösterebilir. Eski çağlardan kalma gelenek ve inançlar farklı tutumlarla bu törenlerde yaşar. Bu yüzden, Türk evlenme törenlerini tek bir ölçüye göre açıklamak yeterli sayılmamalıdır.
Bizimde bu ay o kadar cok düğün nisan oldu ki, Allah hepsini mutlu etsin. Hepsinin de konsepti farklı farklıydı. 
Bugun 3 düğün var çalışanlarımıza ait, birine gittik, birine simdi gideceğiz.  Arkadasım Meltem 'in nisan'ını geçen haftaydı. Onunda düğünine çok az kaldı. 
Gelin ve damatla biz kızlar veeee eslerimiz