24 Mart 2014 Pazartesi

Suriye 2009

Bir zamanlar Suriye'yi çok merak ederdim, tabi o zaman kan gövdeyi götürmüyordu. Birde Adana'ya yakınlığından ötürü arkadaşlarımız giderken bizde onların kafilesine takılmıştık.
 6-7 saat sürdüğünü hatırlıyorum Adana'dan Halep'in.

Halep'te ünlü Emevi camisi var, cuma namazında söylenen ezan farklı. Önce imam başlıyor, arkasından bir süre sonra koro şeklinde diğer imamlar ezanı okuyor, etkileyiciydi bence.
Camiye girdiğimizde bayanlara uzun yeşil pardesüler verdiler, düğmelerine kadar kapatacaksın öylede talimat verdiler. Saçin başın açık olmayacak yani.

Sonra Şam'a geldik, gelirken yollar hep dağ taş kuraktı. Suriye zaten küçük bir ülke olduğu için bu arada yol üstünde Hama- Humus şehirlerinide görmüş olduk. Şimdilerde bu şehir isimlerini hep haberlerde duyuyoruz. 

Şam nispeten daha moderndi, burda eşimin kuzeni görevli olarak geldiğinden akşamımızı onlarla geçirdik, yemekleri tatlıları kaliteli bir yerde yiyorsanız güzel. Yoksa çok yağlı olduğundan mide bozulabilir.
Ayrıca burdaki nargilelerde süperdi, ince uzun zaten herkes kendi marpucunu yanında getiriyormuş. İşlemeli nargileler gayet ilgimi çekti yani. 
Bu da küçük kuru tatlıları , tek lokmalık olduğu için çok rahat yeniyor ve tadı da güzeldi.
Suriye'de çok kumaş var demişlerdi, ama benim ilg, alanıma girmediği için şöyle bir bakıp hemen o çarşılardan çıktım. Çünkü insanın içini karartan çarşılar bizimkiler gibi nezih değiller.
 Şam'da Sultan Vahdettin'in mezarı var, bir süre o kadar kötüymüş ki Suriye halkı bu caminin bahçesini tuvalet niyetine kullanıyormuş. Ama siyasi girişimlerden sonra bakım yapılmış, ziyarete açık bir cami haline gelmiş.

Suriye gezimizin üzerinden çok  geçtiği için detayları hatırlamıyorum malesef. Zaten bu zamanlarda da kimsenin turistik amaçlı gideceğini sanmıyorum. Normal zamanda da çok gidip görülecek aaa şurasıda harikaydı diyebileceğim bir yeri yoktu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder