29 Ocak 2014 Çarşamba

Beyazıt'ın okulları

Oğlumun okul macerası yüzme ile başladı. Bizim küçük balık adamı suya alıştırmak, motor kabileyetlerini geliştirmek, hareket özgürlüğünün arttırmak için bebekler için özel olan programlara kayıt ettirdik. Adana'da bu programın olmamasından dolayı, İstanbul'a gittik. Biz Adana'dan Burak Gökçeada'dan geldi, İstanbul'da buluştuk.
Aslında suya girmez diye çekiniyordum, ama girmeden oyuncaklarla alıştırma yaptığımızdan bir sorun çıkmadı. Ekim ayından havada biraz soğuktu, kursun bize verdiği swimsuit ile bebeğimin vücudu sıcacıktı, suyun ve ortamın soğukluğunu hissetmedi.
Ben Swimbaby ile görüştüm, ama daha sonraki araştırmalarımda daha iyi kursların olduğuna karar verdim.
Adana'ya kurs açıldı ve kasım ayından itibaren burda Tadpole olarak eğitim alıyoruz. Balık adam dalıp çıkıyor, eğitimi onun için daha eğlenceli hale getirmeye çalışıyoruz, kışın biraz zor oluyor ama yaza kadar inşallah yüzmeyi öğrenecek diye düşünüyorum.
6 Ekim 2013- Beyaz 7 aylıkken , İstanbul'daki ilk kursumuz..

Adana'daki eğitimimiz. 
İyi yüzmeler..

Beyazıt'ın ilk tatili

Temmuz ayı geldiğinde bizim de tatil zamanımız gelir. Yılın yorgunluğu, artık bir ara verme isteği gelir veee tatile çıkılır. Bu sene farklı olarak oğluşumuzda bize katıldı. Tatile çıktığımızda Beyaz 4 ayını bitirmemişti. Arkadaşlarımız Ebru ve Alperen çiftinin de 2 çocuğu vardı, Duru ve Egemen. Onlar daha tecrübeli olduğundan bize göre daha rahat görünüyorlardı.
Aksilik olarak haftaiçi lastiğim patlamıştı ve benim arabamın lastiği de Adana ve çevresinde bulunmuyordu!!!! Yetkili servisi arayıp birazda sitemli konuşmamın ardında cumartesi saat 16.00 gibi lastiğimiz takıldı bizde 22.00 de yola çıktık. Takılmasa lastik İstanbul'dan gönderilmese ne olurdu bilemiyorum...
Araba yerleşimimiz dolu doluydu. Ben Beyazla arka koltuktaydım, yaşı gereği daha oto koltuğuna geçmemiştik. Beyaz uyursa gece boyu bende uyurum sabaha enerjik olmam gerektiği için iyi olur diye düşünmüştüm. Neyseki Beyaz uyudu, güzel bir yolculuk geçirdik. Yola gece çıkarak çok mantıklı bir iş yapmışız. 2 araba arka arkaya giderken mevcut şöforlerimizin uykusu geldi. İş başa düştü yani bir süre ben kullandım gece, derkennnnn horozlar ötmeye başladığında Beyazcık uyandı. Bende oğlumun yanına geçtim yine.
Arka koltuğa yatak yaptım, Beyaz gece boyu orda yattı uyandığında tabi ki emzirdim. Yatak olayı çok iyi oldu , iki koltuğun arasını doldurup çocuğun düşeceği herhangi bir yer bırakmamak lazım. Birkaç oyuncak oyalanması için, birde sevdiği müzikler. Bizim favorimiz bu yaz Pınar Aylin- Affetmem oldu. Yıllar sonra oğluma dinletirim hala beğeniyor olacak mı bakalım.
Yaklaşık 10 saat içinde Fethiye'ye ulaştık ve tatil maceramız başladı.
Tatilde ilk gün çok zorlandım, Burak'la karşılıklı bir yemek bile yiyemedik, bizimki çok ilgi isteyen bir bebekti o yüzden sürekli kucaktaydı. Hatta burdan Bodrum'a geçecektik , oradaki otelde yer bulsak annemleride çağırmıştık. Gelip bize yardım etsin diye, ama otelde yer kalmamıştı.
Tatilin ilerleyen günlerinde birbirimize alıştık, biz akşam gezerken Beyaz'da arabasında uyuyordu bu da benim dinlenmem için iyi bir zamandı.
Hillside Beach Club önceden bildiğimiz bir tesisti, +18 plajlarında çok sessiz nezih tatillerimiz olmuştu!!! ama şimdi çoluk çocuğun arasına karıştık, bizde bir kaçış yolu bularak , dubaların üstünde denize girmeyi tercih ettik. Dubalara çocukların çıkması yasak değildi, ayrıca bunu diğer insanlarda keşfetmediğinden gayet sessizce denizimize girip çıktık. Yani ben çok denize giremedim bu sene... Ama olsun Beyazımla zaman geçirdim.
Bebek bakımında en çok kullandığım malzeme sanırım emzirme örtüsüydü, herkese de tavsiye ediyorum. Beyaz da yadırgamadı neyseki.. Bu sayede plajda hem onu emzirdim, hem de içeri gir çık yapmamış oldum.

Burada Beyaz şov izliyor, en sonunda çocuklar çıkıp dansediyor, seneye bizde çıkarız inşallah...
Oda da poz verirken...

2 dost aile bireyleri...
Yazı özledik..




28 Ocak 2014 Salı

Gökçeada'da doğumgünü

Gökçeada hayatımıza 2013 senesinde Burak'ın askerlik macerası ila girdi. Bizde oğlumla yazın gittik bol bol, ailecek olalım diye. Tabi oradayken özel günlerimizde oldu , bunlardan birisi sevgili kocacığımın doğumgünü.
6 Ağustostan birkaç gün önce gitmiştim adaya, tabi bavulumda hediyeler, doğumgünü süsleri fln .. Gizli gizli saklayarak birkaç gün geçti.
O gün gittim Meydani pastanesinden pasta aldım, üzerine yazılar yazdırdım. Bu arada benimde arabam adadaydı, öyle olunca Beyazla rahatça geziyorduk Burak işteyken. Pastamızı aldıktan sonra benim adadaki en sevdiğim mekan olan Poseidon cafeye gittik, ordaki çocuklar zaten bizi tanıyorlardı, sağolsunlar yardımcı oldular. Ben akşam için süsleri ve pastayı bıraktım.
Burak da o gün ısrarla beni değişik bir yere götürmeyi teklif etti, bende değişik bahanelerle yok dedim.
Bu arada biz oğlumla aile fotoğrafımızın baskılı olduğu tişörtlerimizi giydik, tabi üstünede uzun kollu birşeyler giyerek kapattık. Sürprizimiz son dakikaya kadar belli olmasın diye. İşte hazırlıklarımız bu şekilde sonlandı.
Hersene insan 30 olmuyor ama, değil mi?
Çekirdek ailemiz ve ada şartlarındaki süslemelerimiz..

Mutlu yaşlar Burakcığım,sevgili kocacığım...

Oğluşumla güzel bir ekibiz biz..

Bozcaada- Rüzgar Şehri


Gökçeada maceramız başladıktan sonra,  yakın çevreyi gezeriz diye düşünmüştük. Çanakkale-Bozcada- Kaz dağları- Truva ... fln. Ama adaya bir çıktık mı geri karaya dönüş çok zormuş, feribotla Çanakkale'den geçmek sanırım 3 saatimizi alıyordu. Yani ordan Adana'ya gelmek çok daha kolaydı uçakla. Ben Adana'dan Gökçeada'ya 4 saatte gidebiliyordum, bu da büyük bir lükstü yaz boyu rahatça gidip geldik uçakla.
Gökçeada-Bozcaada arası cuma günleri vapur vardı, 1saatte karşı adaya geçiyorsun. Son yapılan seferi yakaladık, hatta sabah 8'deki vapura son binen de biz olmuştuk. Felaket dalgalı bir 15 dakikadan sonra tost ve meyve suyumuzla yolu bitirdik. Tabiki Beyaz beyin yiyeceği anne sütüydü.
Bozcaada şirin bir sahil kasabası. Rengarenk çiçekler, minik cafeler, oteller...
Biz vapurdan inince biraz gezelim dedik, havada güneşliydi, birazda rüzgar vardı. Ününü duyduğum Çiçek pastanesinden kurabiyeler aldık, keşke daha fazla alsaymışız çok güzellerdi, ünlenecek kadar varmış dedim.
30 Ağustos'ta gittiğimizden denize girmeyi hiç düşünmedik, zaten günün ilerleyen saatlerinde rüzgar kendini öyle bir gösterdiki Gökçeadayı yani evimizi özledik bir anda.
Bozcada merkez çok küçük heryere yürüyerek gidilebilir, arabaya gerek yok yani,sadece plaj için araç gerekli o merkezden biraz uzak.. Ayazma plajı adı...
Ünlü Çiçek pastanesi önündeyim, sokaklar çok şirin.

Daha sonra biraz oturalım kahvaltı yapalım diye kafe aramaya başladık. Heryer tıkış tıkış bizdede bebek arabası olduğundan yer bulmak kolay olmadı. Birde gittiğimiz yeri daralttığımız için cafe sahipleride mırın kırın ediyorlardı. Bu ada halkı çok kabadayı, insanlar onlara mecbur diye çok havalılar, birde iş yaptıkları 2 ay boyunca yoğunluktan burunlarından kıl aldırmıyorlar. Hatta bir otel sahibi müşteriyi otele almadı, zavallı kadını dövecekti neredeyse, o kadar yani...
En sonunda küçük bir köşe bulduk kendimize, Beyaz beyde bir süre uyudu güzelce yedik içtik.
Kafede yemek dışında birçok şey satılıyordu. - ADA Cafe
Küçük magnetlerden almadan olmaz, birde annem geçen senelerde bana fular almıştı ordan bende beğenmiştim, değişik çeşitlerinden aldım hatıra olarak.

Bu şirin dükkanda şarap aksesuarlarının satıldığı biryerdi.


Dönüş yolu, rüzgar çok fenaydı. Zaten oğluşumda tahminimce rüzgardan alerji oldu,heryeri kızardı, ilk kez böyle bir durumla karşılaştık. Hemen oradaki eczaneden ilaç alıp verdik, çıkarken ilaçları kese kağıdında verdiler bende poşet istedim bebek arabasına asıyoruz ya, adada poşet yasakmış onun için kese kağıtlarını kullanıyorlarmış. Bu cümleyi Adana'da hastalarıma söylesem gülerler herhalde bana :) 

Burda da Bozcaada'nın kıyı görünümü.
Sevgiler
Güneşli mutlu günler
Didem

25 Ocak 2014 Cumartesi

Kitap fuarı

Bu yılda kitap fuarına uğramadan geçemedik. Burak'la eve uğramadan hizlica keşfettik yeni kitapları .Aslında artık eskisi kadar zamanım yok kitap okuyamiyorum ama kitap okumayida ozlemisim. 1 saatlik hızlı bir gezintinin ardından bana düşen kitaplar bunlar ....

24 Ocak 2014 Cuma

Blackout perde

Uyumayan ya da erken uyanan bebekler için ideal bir buluş bence. Beyaz'ın odasına perde yaptırırken aklıma gelmemişti bu detay ama çok gerekliymiş. Yazın gittiğimiz Hillside'da Beyaz sabah geç uyandı, hatta ben telaşlanmıştım neden uyanmadı bu çocuk diye. Beyaz'ın odasından farkı içeriye gün ışığının girmemesiydi. Daha sonra aynı perdeden eve yaptırdım, sabahları 1 saat daha fazla uyuyoruz diyebilirim. Uyku benim için çok önemli çünkü artık her gece kalkıp birde sabah erken kalkmak beni yormaya başladı. Uyku sorununa çözüm arıyorum, istiyorumki Beyaz akşam yatıp sabah kalksın. Bende artık geceleri düzenli uykuma geçeyim. Bakalım ne zaman gerçekleşecek bu !!!

22 Ocak 2014 Çarşamba

Roma= Amor ❤️

Yıllar yıllar önce biz gençken, çocuksuzken, rahat rahat gezerken yani 2012 yılında Roma'ya gitmiştik.... Aslında öğrenciyken gittiğimiz İtalya turunda İtalya'nın tamamını çok beğenmiştim, tekrar gitmek için bir fırsat oluncada kaçırmayalım demiştik. 20 Nisan gecesi doğumgünümü kutlayıp , sürpriz bir biçimde..:)  gece uçağıyla gelmiştik Roma'ya. Eczacı odamızda böyle bir geziyi organize etmiştim, dolayısıyla birazda sorumluluk olan bir geziydi benim için. Turla gittik fakat tur yine bana birşey vermedi biz kendimiz gezmeyi tercih ettik. Hava çok güzeldi hem güneş var hemde soğuk değildi. Roma'nın gidilecek tarihi mekanlarını gezdikten sonra Outlet'e de gittik, çok şirin bir kasaba görüntüsündeydi. Merkez istasyondan kalkan otobüsler ile 30-45 dk da ulaşım sağlanıyordu, fiyatıda kesin olmamakla beraber 7 euro civarındaydı. Yemek için çok güzel cafelerde vardı.
Roma'nın içi pizza ve makarna açısından şahane zaten, peynir çeşitlerine diyecek yok ayrıca. Gelirken Roma şarküterilerinden çeşitli peynirler almayı ihmal etmemiştim.
Durum buğdayından yapılan makarnalar hem tat olarak güzel hem de besleyici, genelde de organik olarak satılıyor. Durum buğdayı demek sert buğday demekmiş... Dünya üzerinde Türkiye ,İtalya ve Kanada'da yetişiyormuş, çok şanslıyız yani...
Şimdide fotoğraflar ile Roma gezimiz.
Collesium 
Aşk çeşmesi - Fontana di Trevi

İspanyol merdivenleri

Vatikan

Panteon, bu meydanın çevesindeki cafeler daha İtalyan ruhu taşıyordu bence. 

Panteon kubbeli bir yapı-kubbenin çapı ise 43 metre.

Arabalar bu şekilde parkedebiliyor, yeterince küçüklerse...

Sokak sanatçılarını gizlice çekmiştik. 
Outletteki alışverişimizin ilk saatleri...

16 Ocak 2014 Perşembe

Bebekle köpek aynı evde

Daha ben hamileyken çevremdeki insanlar Sofi'yi gönderme vakti geldi" demeye başlamışlardı. Bu insanlar tabiki evcil hayvan sahibi olmayan, onunda bir canlı olduğunu kabul etmeyen kişilerdir. 
Sofiş bizim evimizi yuvası, beni annesi olarak gören bir köpek, 2,5 aylıktan itibaren bizimleydi. 15 aralık 2010 günü yuvamıza geldi iyikide geldi. Benim çok büyük korkularımı yendi. Sofi yokken sokakta köpek görsem yolumu değiştirirdim, evcil hayvanlarını gezdiren insanların "bişey yapmaz" sözünden gıcık alırdım vs... Annem de çok korkardı. Şu an da ikimizde korkumuzu yendik. Daha o zamandan çocuğuma köpek korkusu geçirmemeliyim diye hazırlık yapmak istemiştim, ne güzel oldu şimdi hem oğlum hem kızım birbirlerinden korkmadan yaşıyorlar. Aslında Sofi Beyazıt'tan korkuyor bile olabilir...
Bebek ve köpek olayını çok araştırdım, ve gördüm ki tüylerinden kist olur vesvesesinin gerçeği, tüylerindeki parazitten bize zarar gelebilir. Zaten benim Sofim birçok canlıdan daha bakımlıdır, 3 ayda bir kist aşısını olur, aynı zamanda damla yapılır. Dolaysıyla kist riski ortadan kalkmış oluyor.
Tabiki diğer aşılarıda var aynı bebek gibi aşı takvimini ihmal etmemek gerekiyor.
Yorkshire Terrier  cinsi olan Sofimizin tüyleri çok dökülmüyor ama elbetteki az da olsa dökülmeler olabiliyor. Yine hergün düzenli taramalarda dökülecek olan tüylerini siz kendiniz toplayabilirsiniz.
Köpeklerin hastalıkları ile insanlarınki çok farklı, yani köpüşümüz öksürüp hapşırıyor olabilir. Bu mikrop bizde yaşayacak anlamına gelmiyormuş. 
Mesela Beyaz' a mama yedirirken dökülen yemekleri Sofiş topluyor buda bir avantaj. 
Ayrıca malesef Sofi'ye ayırdığım zaman azaldı, eve girdiğimde hemen Sofişi seviyorum sonra Beyazımı alıyorum , çok özlemiş oluyorum oğlumu. Bu da Sofi de sevgi açlığı yaratıyor maelesef çok üzülüyorum, Beyaz yattıktan sonra Sofişle ilgilenmeye çalışıyorum.

Yakın arkadaşım Ebru'da sağolsun ne zaman istersem beni bilgilendirir. Zaten Beyaz ve Sofinin anlaşabileceğini korkmamam gerektiğini zamanında bana söylemişti.

Hayvan beslenen evlerde yetişen cocukların ileride daha fazla sorumlıuluk sahibi daha iyi iletişim kurma, daha iyi anne ya da baba adayı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Sebebi ise daha fazla özveridir. Hayvanla büyüyen insanlar evlerinde küçük yaşta besledikleri hayvanlardan özverili olmayı öğrenirler ve ileride kendi çocuklarına da daha sabırla yaklaşırlar. 


  • Bebeğinizin bağışıklık sistemi daha güçlü olur. Halihazırda hayvanlara alerjisi yoksa alerji geliştirme riski düşer.
  • Bebeğiniz başka canlılara sevgi ve saygı duymayı öğrenir.
  • Biraz daha büyüdüğünde sorumluluk almayı öğrenir. Kedinizin mamasını verir, köpeğinizi “gezdirir.” Evdeki iş bölümünün bir parçasını da o yüklenir.
  • Normal olan hayvanların bizden daha kısa yaşaması olduğu için hayvanınızı kaybetmeniz halinde çocuğunuz istemeden de olsa hayatın gerçekleriyle yüzleşmiş olur. Bu, ileride tadacağı daha büyük acılara hazırlıklı olması açısından önemlidir.
                                                                                          İşte size gülen Sofi
                                                                                   Sofiye hediye gelen yatağı
                                                                                             Sofinin ev keyfi

  • Doğum öncesi 
                                                                                             Doğumdan sonra
                             Tabiki Sofi ve Beyaz'ı yalnız bırakmıyorum, kimin kime zarar vereceği belli olmaz. Şu an da kaçan taraf sürekli Sofi oluyor, birbirleriyle iletişimleri çok güzel en yakın zamanda video da yükleyeceğim.
  • LÜTFEN COCUKLARIMIZI HAYVAN SEVGİSİNDEN MAHRUM ETMİYELİM VİCDAN SAHİBİ COCUKLAR YETİŞTİRELİM...

15 Ocak 2014 Çarşamba

10. ay belirtileri


Bizimkinin en belirgin 10. ay özelliği dans oldu, müziklere o kadar güzel tepki veriyor ki ondan çok biz eğleniyoruz. 
Beyaz'ın sevdiği ve dans ettiği şarkılar
Kenan Doğulu- Kız Sana Hayran Olsunlar
Rafet El Roman- Kalbine Sürgün
Pınar Aylin- Yalvarmam
Pepee- 5 Duyu Organımız

veeee her genç gibi
Gangham Style









10. ay'da bunlar oluyormuş
Bebeğiniz bu ayda; şekilli oyuncaklarına basit şekilleri yerleştirebilir.  
Artık basit kelimeleri ve ifadeleri tam olarak anlamaya başlar. Onunla konuşmanızdan hoşlanır. Bilinçli kelimeler kullanır ve basit komutlara tepki verir. 
Bay-bay ve el sallama yapabilirsiniz. Bebeğinizden ayrılırken ona el sallayın ve gitmekte olduğunuzu ve ona tekrar geleceğinizi söyleyin. Başlangıçta bebeğiniz de gecikmeli elini sallayabilir. Fakat zamanla sizinle birlikte el sallamayı öğrenecektir.
Evdeki kuralları değiştirmemelisiniz. Bebeğiniz şimdilik dün neye hayır dendiğini hatırlamıyor olabilir, ama unutmayın, net sınırlar çizmek ileride işinizi kolaylaştıracaktır. 
  • Birisine yada birşeye tutunarak ayakta durabilir.
  • Oturur durumdayken kalkabilir.
  • Bir oyuncağı almaya çalıştığınızda karşı koyar.
  • Ce e oyunu oynar.
  • Yüzüstü yatarken oturur duruma geçebilir.
  • Oyun için el çırpabilir veya el sallayabilir.
  • Küçük objeleri başparmak ve diğer parmaklarını kullanarak kaldırabilir.
  • Eşyalara tutunarak yürüyebilir.
  • Hayır kelimesini anlayabilir ( fakat buna nadiren uyar).
  • Bir an için ayakta durabilir.
  • Bilinçli olarak anne yada baba diyebilir.
  • İsteklerini ağlamadan belli eder.
  • Top oynayabilir ( topu size geri yuvarlar).
  • Bir fincandan kendi başına su içebilir.
  • Küçük objeleri başparmak ve diğer parmaklarının uçlarını kullanarak özenle kaldırabilir.
  • Anlaşılamaz garip bir dil kullanabilir.
  • Ayakta tek başına güzelce durabilir.
  • Baba ve anne dışında bir kelime söyleyebilir.
  • Müzikal seslere bedeniyle karşılık verir.
  • Ellerini müziğe göre hareket ettirir.

14 Ocak 2014 Salı

Elysium Yeni Cennet

2154 yılında geçen insanları ikiye ayıran bir film. Çok varlıklı kesin Elysium'da yaşıyor, kalabalık ve hastalıklı kısım ise dünyada yaşıyor. Günümüzdeki o güzel Los Angeles filmde çöplüğü andıran gece kondu mahallesi gibi. Elysium'da ise her evde olan bir alet sayesinde hastalık yok ediliyor, kişiler sağlıklı olarak bolluk içinde yaşıyorlar. Dünyadan Elysium görünüyor fakat ulaşılamıyor, kaçak gidenlere yardım eden bir grup insan var , o grup Matt Damon'ı kullanarak Elysium'a çıkıyor ve buranın sistemini bozuyor. Amaç dünya halkının buraya gelerek sağlık sisteminden yararlanması.
Soluksuz izlediğimiz filmlerden birisiydi, bunu da çok beğendim.... Acaba Beyaz uyuduktan sonra Burak'cığımla izlediğim her filmi beğeniyor muyum???
                                                                         
   İyi seyirler
   Didem

Verona'ya gitsek mi?

Yakın zamanda İtalya'ya gitmeyi düşünüyoruz, bu gezimize acaba Verona'yı da eklesek mi diye düşünürken "Letters to Juliet" filmine rastladım. İzleyelim öyle karar veririz diye düşündüm, aşkını 50 yıl sonra bulan bir çiftin hikayesi, tabi filmde başka aşklarda var. Ziyaretçiler Juliet'in evinin duvarına kendi hikayelerini yazıyorlar ve Juliet'in sekreterleri onlara cevap veriyor. 50 yıldır duvarın arasına sıkışmış bir mektup ise yeni cevaplanıyor ve 65 yaşındaki çiftin hikayeside burdan sonra başlıyor.

Romantik komedi tadındaki bu filmi 2 günde izledik, çünkü Beyaz bize ancak izin verdi... Tavsiye ederim..

10 Ocak 2014 Cuma

Bebek bekleme partim

Baby shower benim deyimimle 'Bebeğimi bekliyorum partisi' hamilelere önereceğim bir aktivite. Doğumdan 20 gün önce yapmıştık benim partimi, detaylarıyla da bizzat ilgilenmiştim. Şimdi güzel anı olarak kaldı... Sağolsunlar arkadaşlarım beni yalnız bırakmadılar, hatta arkadaşım Didem İspanya'da olduğundan aramızda olmasa bile çiçeği ile bana mutluluk gönderdi.
İkramlarımız da çok güzeldi, annem, iki yengem... Zaten yengelerim çok başarılı olduklarından bunu iş hayatına çevirmeyi düşündüler ve Bizim Bahçe 'yi açtılar.
Elleri kolları dolu gelen arkadaşlarımın hediyelerini hala kullanıyoruz. Yani şımarma amacıyla doğumdan önce mutlaka yapılmalı. Detaylar çok olduğundan birleştirip ekliyorum fotoğrafları.
Partime hoşgeldiniz..

Misafirlerim

Hediye zamanı

İkramlarımız...

Canım arkadaşım Ebrucuğumla...
Doğum yapacak olanlara kolaylıklar dilerim.
Didem

Birazda meslek diyelim

İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldum, okul biter bitmez de eczanemi açtım. Ailecek tatile gitmiştik okuldan sonra yani boş boş gezdiğim iki ay oldu diyebilirim:) Pişman değilim, çok da memnunum bu durumdan. Meslek seçiminde her sağlık grubundan seçim yapacaklar gibi bende; eczacılık-tıp-diş hekimliği arasında kalmıştım. Puanım da hepsine yettiği için biraz da tuzum kuruydu açıkcası:) Şimdi çok uzaklarda olan babamın etkisiyle eczacılığa yöneldim, kendisi genel cerrahtı, doktor olarak çalışırken yıpranmamı istemediği için bu mesleği seçmemi istemişti. Annemse kendi gibi doktor olmamı istemişti. En son eşimle beraber tek tercih eczacılığı seçtik, şu anda mesleğimiz krizlere girip çıksada çok şükür diyoruz.

Yıllar sonra Batıkent'i açtık, sağlık sektöründe Adana'da hizmete devam ediyoruz. Merkezimizde dergi çıkarıyoruz düzenli olarak, işte benim yazım.
Aslı için buyrun Batıkent'e bir dergi de sizin olsun.
Sağlıklı günler
Didem

9 Ocak 2014 Perşembe

47 Ronin

Japon halkının kültürünü yansıtan bu filmi hiç kopmadan izledim ama kalbim de sıkışmadı değil. Gerçek hikayeden kurgulanmış olması da filmi daha ilgi çekici hale getiriyor. Her yıl 14 aralıkta 47 Ronin anılıyormuş. Nasıl anılmasınlar, Japonların nasıl onurlu  biçimde öldüklerini gösterdiler filmde. Keanu Reeves 'in Matrix yıllarından 18. yüzyıla dönüşü ilginç olmuş tabi. Ayrıca o yıllarda tüm Japon halkının ingilizce bilmeside filmde dikkatimi çeken ayrı bir konuydu :)
Sinemada izlenebilir bir film bence...

6 Ocak 2014 Pazartesi

Beyaz'ın 2013' ü

Mart ayının 15'inden beri aramızda oğlum. Bugüne kadar nasıl geldik, bilemiyorum. Zaman o kadar hızlı geçti ki oğlum 2013 sonu itibariyle 9,5 aylık oldu bile. Bugüne kadar 2 küçük dişi çıktı bizim canavarın. Boyu 75.5 cm kilosu 9.5 kg...  Çocuk sahibi olmak çok güzel hatta belki dünyanın en güzel şeyi ama yoruculuğuda göz ardı edilmemesi gereken bir şey. 2013 yılında 2 kere saç traşı oldu oğlum ilki 4 aylıkkendi.
Beyaz'ın ufak bir güncesini çıkardım.



Doğumundan itibaren ilk 9 aylık gelişimi..

Gittiğimiz yerler
sırasıyla
1- Çeşme'de Kafe Pi girişini beklerken
2-Dubai Burj Khalifa At The Top
3- İstanbul
4-Adana
5-Çanakkale
6- Fethiye Hillside Beach Club
7-Çeşme
8-Bozcaada
9-Gülek yaylası
10-Gökçeada
11-Bodrum
12-Dubai çölleri
13-İstanbul
14-Gökçeada Burak'ın doğumgünü
Oğluşumuzun kullandığı araçlar, şu ana kadar 16 kez uçağa bindi Beyaz,feribot ve araba yolculuğuda yaptı. Gezi seven bir oğlumuz olur inşallah.
En sondaki fotoğraf ilk uçak deneyimimiz.
Yolculukta insanın bebeğinin uyuması güzel oluyor, sizde yolun tadını çıkarabiliyorsunuz.
Bu da etkinliklerimizden, 
Diş partisi
Yeniyıl akşamı
Gymboree'de Gymbo ile
Yüzme kursu


2 Ocak 2014 Perşembe

2014 geldi

Hoşgelsin inşallah 2014 , oğlumuzla ilk girdiğimiz yeniyıl nasıl güzel olmazki, artık daha bir sorumluluk sahibi, daha  mutlu aile olduk biz. Yeniyıl günü için son ana kadar plan yapamadık bu sene, en sonunda annem, kardeşim ve Merve- Mustafa çiftini evimize yemeğe davet ettik. Çok da güzel oldu, son anda masamızı hazırladık. Güzelce yemeklerimizi yedik. Noel bebe'miz bu gece erkenden yatmayı tercih etti, nasıl olduysa anlamadım ama?!!! Pek uykuyu seven bir oğlum yok malesef, geceleri artık uyanmasa çok iyi olacak (Buda benim yeniyıl dileğim olarak kayıtlara geçsinnnn). Yemeğin ardından hediye verdik birbirimize bu da çok zevkliydi tabiki. Sanırım kaç yaşına gelirsem geleyim sıkılmayacağım hediye alıp vermekten... Daha sonra annem ve oğlumu evde bıraktık 23.30 gibi dışarı çıktık, dışarıda hava çok güzeldi o kadar çok insan vardı ki iyiki dışarı çıkmışız dedim. Yıllardır yapmadığım birşeydi sokakta yılbaşı geçirmek sanırım #sokaktahayatvar doğru birşey.





Noel Bebe ve biz

Hohoho

Ökse otunun altında öpüşmek şans getirirmiş...

Anneanne ve Noel bebe


Misafirlerimiz iyiki geldiler neşe getirdiler.

Hindi olmasa da yemeğimiz çok güzeldi.


Hediyelerden bazıları benim tabi ki:)
00.00 Mutlu seneler...
Canım aşkım,kocacım çok seviyorum seni , yüzümüz hep böyle gülsün.

Yılın ilk saatleri canım arkadaşım Ebruşumda katıldı bize.. Sağlık başta olmak üzere tüm iyi dileklerim gerçekleşsin bu yıl...

Mutlu yıllar
Didem